Değerli dostlar,
Yaz döneminde birçoğumuz memleketimizde, anavatanımızda ya da sevdiklerimizle kısa da olsa dinlenme fırsatı bulduk.
Ancak Batı Trakya Türk Azınlığı’nın hak mücadelesinde yaz tatili olmadığını bir kez daha gördük.
Temmuz ayında yine hepimizi üzen bir gelişmeyle karşı karşıya kaldık.
Önümüzdeki eğitim-öğretim yılında 8 Türk ilkokulumuz daha kapanacak.
Böylece 2011 yılında 188 olan ilkokullarımızın sayısı Eylül ayında 76’ya düşecek.
Bu sadece okul sayısındaki azalma değil; eğitim özerkliğimizin adım adım tasfiyesidir.
Bu kararın açıklanmasının ardından hemen harekete geçtik.
Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, AGİT ve diğer uluslararası kuruluşlara yazarak konuyu uluslararası gündeme taşıdık.
Son 15 yılda eğitim sistemimize yönelik müdahaleleri ve eğitim özerkliğimizin nasıl aşındırıldığını anlattık.
Sekiz ilkokulumuzun daha kapanacağı kararı sonrasında Anavatanımızın desteğini de güçlü şekilde yanımızda hissettik.
Başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, TİKA ve ilgili kurumlar Batı Trakya Türk Azınlığı’nın haklı davasına sahip çıktı.
Ardından beklenen açıklama Yunanistan’dan geldi.
Ancak bu kez dikkat çekici olan, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına Yunanistan Dışişleri Bakanlığı yerine bir eğitim bürokratının cevap vermesiydi.
Bir eğitim bürokratının eğitim politikalarının dışına çıkarak Lozan Barış Antlaşması’nı yorumlaması, Azınlığımızın etnik Türk kimliğini reddederek Türkiye-Yunanistan ilişkileri hakkında değerlendirmelerde bulunması, meselenin yalnızca eğitim olmadığını açıkça ortaya koyuyor.
Biz yıllardır aynı gerçeği dile getiriyoruz.
Türk ilkokullarının kapatılmasının amacı birkaç okulun faaliyetini durdurmak değil.
Asıl hedef, Türk okul sistemini zaman içerisinde tasfiye etmek ve uzun vadede bölgedeki Türk varlığını silmek…
Bu nedenle Rodos ve İstanköy örneğini hatırlatıyoruz.
Çünkü o adalarda da süreç benzer şekilde başladı.
Adalar İtalya’dan Yunanistan’a bırakıldığında Türk okulları vardı, Türkçe eğitim veriliyordu.
1974’te okullar kapatıldı, bir daha da açılmadı.
Ardından adalardaki Türk kimliği de silindi, bugün adalardaki Türkler için Yunanistan, “Yunan Müslümanları” diyor.
Geçmişe bakınca bizimle ilgili planlanan senaryoyu da görüyoruz.
Dostlar,
24 Temmuz Batı Trakya Türklerinin lideri Dr. Sadık Ahmet’in vefatının 31. Yıldönümü idi.
Mezarı başında düzenlenen anma programında Azınlığımızın ileri gelenleri, çok sayıdaki soydaşımız Dr. Sadık Ahmet’i yine dualarla andı.
Anavatanımız da her zaman olduğu gibi bu anlamlı günde bizleri yalnız bırakmadı, anma törenine katılarak bizlere olan desteğini yine güçlü bir şekilde gösterdi.
Dr. Sadık Ahmet’in ölümünden bugüne mücadelemiz bitmiş değil.
Tam tersine, hak ve özgürlükler mücadelemizde daha fazla çalışmamız gereken bir dönemden geçiyoruz.
Sözümüz söz;
Geçmişten aldığımız sorumlulukla, gelecek nesillerin de haklarını korumak için ABTTF olarak azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.
Selam ve saygılarımla.
Halit Habip Oğlu
ABTTF Başkanı