ABTTF Başkanı: “Müftülük konusunda bakanlığın açıklaması uluslararası hukuku hiçe sayan bir açıklama. Anayasada hâkim din Ortodoks Hristiyan Kilisesi olarak tanımlandığı koşullarda bile devlet Kilise’nin din adamlarını kendisi belirlemez. Ülkedeki diğer tanınmış diğer dinler de dini alanda özerktir. Devlet yalnızca Batı Trakya Türklerinin dini özerkliğini gasp ediyor!”
Batı Trakya Türk toplumunun dini alandaki özerkliğini hiçe sayarak Dimetoka’ya müftü atanmasının ardından Gümülcine ve İskeçe’de atama sürecinin başlatılması konusunda anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, 8 Nisan 2026 tarihinde bir açıklama yayımladı. Açıklamasında Türk Dışişleri Batı Trakya Türk toplumunun seçtiği müftülerin tanınmamasının ve devlet tarafından tayin edilen müftülerin dayatılmasının Lozan Barış Antlaşması ile güvence altına alınan dini hakların ihlali olduğunu belirtti.
Türkiye’nin açıklamasına yanıt veren Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Batı Trakya’daki azınlık statüsünün uluslararası antlaşmalarla belirlenmiş olduğunu ve bu çerçevenin dışına çıkılmasının söz konusu olmadığını belirtti. Yunan Dışişleri, Lozan Antlaşması’nda müftü seçimine dair hiçbir hüküm bulunmadığını, müftülerin aynı zamanda yargısal ve idari sorumluluklar da taşıdığı göz önüne alındığında bunun mümkün olamayacağını söyledi. Yunan Dışişleri, hukuk devleti ilkesini benimsemiş bir ülke olarak Yunanistan’ın “Trakya’daki Müslüman azınlığı” ilgilendiren konuları hukuk önünde eşitlik ve eşit medeni haklar ilkeleri temelinde ve her şeyden önce üyelerinin dini özgürlüğünü güvence altına alarak ele aldığını iddia etti.
Konuyla ilgili olarak Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Başkanı Halit Habip Oğlu, “Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasını hayretler içerisinde okuduk. Öncelikle belirtmek isteriz ki Lozan Antlaşması ile tanımlanmış azınlık “Müslüman azınlık” ise neden ülkemiz Yunanistan, aynı antlaşma ile statüsü ve hakları belirlenmiş İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada’daki Rumlar için dini değil etnik temele dayalı Rumlar ifadesini kullanıyor? O halde Dışişleri Türkiye’deki kendi azınlığından bahsederken gayri-Müslimler demeli. Öte yandan müftülük konusunda ise bakanlığın açıklaması uluslararası hukuku hiçe sayan bir açıklama. 1913 Atina ve 1923 Lozan Barış Antlaşması ile Batı Trakya Türkleri eğitim ve din alanında özerk kılındı. Buna uygun olarak iç hukukta yasa çıkarıldı, 1985’e kadar müftülerimizi cemaatimizin kendisi belirledi. Şimdi bunu hiçe sayıp Lozan’da müftülerin seçimi hakkında bir hüküm bulunmadığını söylemek hukuk dışılıktır. Başka bir açıdan ise hukuk devleti olduğunu ileri süren ve hukuk önünde eşitlik ve dini özgürlükleri herkes için güvence altına aldığını iddia eden ülkemize şunu sormak isteriz: Anayasada hâkim din Ortodoks Hristiyan Kilisesi olarak tanımlandığı koşullarda bile devlet Kilise’nin din adamlarını kendisi belirlemez. Ülkedeki diğer tanınmış diğer dinler de dini alanda özerktir. Devlet yalnızca Batı Trakya Türklerinin dini özerkliğini gasp ediyor! 1990’dan beri müftülerimizi atama yoluna gitti, son çıkan yasa ile seçim adı altında atama yapıyor. Müftülüklerimizse yasa ile kamu daireleri, atanmış müftüler kamuda genel müdür seviyesinde memurlar olarak tanımlandı. Bu mu hukuk devleti ilkesi temelinde herkes için eşitlik?” dedi.
*Fotoğraf: www.anadoluimages.com