ABTTF Başkanı: “Devletin hukuk dışı ve gayri meşru hak gaspına dayalı tüm uygulamalarını kınıyoruz. Müftülük meselesi, Batı Trakya Türk toplumunun yalnızca dini değil aynı zamanda kültürel ve toplumsal kimliğiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle antlaşmalarla garanti altına alınmış haklarımızın gasp edilerek Batı Trakya Türk toplumunun iradesini dışlayan hiçbir uygulama ne meşrudur ne de sürdürülebilirdir.”
6 Nisan 2026’da gerçekleştirdiği genel kurul sonrasında Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu (BTTADK) yaptığı ilk açıklamasında Dimetoka’da yapılan müftü atamasının ardından İskeçe ve Gümülcine’de de atama sürecinin başlatılmasını kınadı.
4964/2022 sayılı yasa çerçevesinde özerk olması gereken müftülüklerimiz Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı’na bağlı genel müdürlük seviyesindeki kamu dairelerine dönüştürülmüştür. Batı Trakya Türk toplumu olarak ısrarla karşı çıktığımız yasa ile müftülerin de Bakanlık tarafından belirlenen kurullar aracılığıyla seçilip atanmasına ve devlet memuru olarak görev yapmalarına karar verilmiştir. Ardından müftülükleri tamamen devlet kontrolüne alan düzenlemeler uygulamaya konmuştur. Ocak 2026’da Dimetoka’ya müftü ataması yapılmış, Şubat 2026’da ise İskeçe ve Gümülcine müftülükleri için de 5 yıllık yeni bir atama süreci başlatılmıştır.
Dimetoka’da uygulanan ve “seçim” görüntüsü altında sunulan süreç, gerçekte demokratik meşruiyetten yoksun bir atamadan ibarettir. Bugün benzer bir uygulamanın Gümülcine ve İskeçe’de de hayata geçirilmeye çalışılması ülkemiz Yunanistan’ın bu yanlış politikada ısrar ettiğini göstermektedir.
Söz konusu uygulamalar yalnızca demokratik ilkelere değil, aynı zamanda 1913 Atina Antlaşması ve 1923 Lozan Barış Antlaşması başta olmak üzere uluslararası hukuka da aykırılık teşkil etmektedir. Ayrıca, bu yaklaşım Avrupa insan hakları standartları ile de bağdaşmamaktadır.
Bununla birlikte son dönemde uygulamaya konan bu kararlar, bu sürecin yalnızca idari bir uygulama olmadığını, aynı zamanda toplumsal gerilim yaratma potansiyeli taşıyan planlı bir yaklaşımın parçası olduğu yönünde ciddi endişeler doğurmaktadır.
Konuyla ilgili olarak ABTTF Başkanı Halit Habip Oğlu, “Devletin hukuk dışı ve gayri meşru hak gaspına dayalı tüm uygulamalarını kınıyoruz. Batı Trakya Türk toplumunun kendi dini liderlerini seçme hakkı, tartışmaya açık bir konu değildir. Batı Trakya Türk toplumu olarak talebimiz uluslararası hukukla güvence altına alınmış hakkımızın iadesidir. Aksi yöndeki her adım, sorunu çözmek yerine daha da derinleştirmektedir. Müftülük meselesi Batı Trakya Türk toplumunun yalnızca dini değil aynı zamanda kültürel ve toplumsal kimliğiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu neden antlaşmalarla garanti altına alınmış haklarımızın gasp edilerek Batı Trakya Türk toplumunun iradesini dışlayan hiçbir uygulama ne meşrudur ne de sürdürülebilirdir. Bu hukuk dışı ve gayri meşru uygulamalar karşısında içeride ve dışarıda yüksek sesle hakkımızı aramaya devam edeceğimizin bilinmesini isteriz.” açıklamasında bulundu.