ABTTF
TR
HABER BÜLTENİMİZE KAYIT OLUN Bülten İcon
Batı Trakya

Mustafa Mustafa'nın açıklamaları

23.01.2004
Gümülcine'de yayınlanan Hronos (aşırı sağ eğilimli, 3000 tirajlı) gazetesinin 23 Ocak 2004 tarihli nüshasında Maria Fanfani imzasıyla yer alan bir haberin çevirisi.

Mustafa Mustafa'nın açıklamaları

7 Mart 2004 milletvekili seçimlerinde onuncu kez Sinaspismos'tan (Sol İttifak Partisi) aday olacak olan Dr. Mustafa Mustafa, bölgemiz toplumu tarafından yakinen tanınan bir kişidir.

Bilindiği gibi, Gümülcine'ye bağlı Büyükdoğanca (Megalo Dukato) köyünde doğmuş olan adıgeçen, İstanbul Tıp Fakültesini bitirdikten sonra memleketi olan bölgemize dönmüş ve daha sonra Dedeağaç Tıp Fakültesinde Mikrobiyoloji alanında uzmanlık eğitimi görmüş ve halen Gümülcine'de laboratuar işletmektedir.

Gençlik yıllarından beri sol eğilimli olan Mustafa Mustafa, kurucularından olduğu Sinaspismos'un Rodop İl Örgütü Sekreterliği görevini de yürütmektedir.

Bu seçimlerde milletvekili seçileceğine inanan, milletvekili olduğu dönemde de tüm çalışmalarının merkezini azınlık sorunlarının oluşturduğunu, ancak, sadece bu sorunlarla değil, bölgenin diğer genel sorunlarıyla da ilgilendiğini belirten Mustafa Mustafa "Diğer milletvekili adayları, azınlığa, sorunlarını çözme vaadinde bulunmaktalar. Bu sözler, boş vaadlerden öteye gidemez. Azınlık sorunlarıyla kendilerini sınırlayanların siyasi bakımdan eksik olduklarını söylemek isterim" dedi.

Mustafa Mustafa ile seçimler konusunda yaptığımız söyleşiyi aşağıda yayınlıyoruz:

"Hronos: Sayın Mustafa, bu seçimlerde partinizin önümüzdeki dönem için belirlediği hedefler nelerdir?

Mustafa Mustafa: Sinaspismos, herşeyden önce ülke çapında mümkün olabilecek en çok sayıda milletvekili çıkararak, parlamentoda güçlü bir varlık hissettirebilmeyi hedeflemektedir. Bölgemize yönelik hedefleri ise, uzun yıllardan beri sürdüregeldiğimiz barış içinde birarada yaşamak ve Rodop ilinde uzun yıllardan beri nüfusun bir bölümünü meşgul eden sorunlara çözüm getirilmesi için çalışmak olacaktır. Bunu yaparken de bölgemizin, kurulu düzenin çarklarından kurtarılmasına gayret edecektir.

H: Sizce en önemli sorun azınlığın etnik bakımdan tanımlanma hakkı mıdır? Yoksa Hristiyan ve Müslümanları ilgilendiren genel sorunlar mı daha önemlidir?

M.M.: Saydığınız iki sorunun birbiriyle çeliştiğini sanmıyorum. Önemli olan bölgemizde varolan tüm bu sorunların topluca üstesinden gelinmeye çalışılmasıdır Biz, parti olarak, tüm sorunların çözüme kavuşturulmasından yanayız. Aslında bu tür sorunların hiç olmaması gerekirdi. Tabii ki azınlığa özgü ve sadece azınlığı ilgilendiren bazı sorunlar da var. Bölgemizin genel sorunları ise daha çok kalkınma ile ilgilidir. Bütün bunlar bizim hareket noktamız olacaktır.

H: Peki çözüm ararken öncelikli sorununuz hangisi olacak? Bölgenin genel sorunları mı?

M.M.: Tabii bunun böyle olduğunu geçmişte de gösterdik. Biz, tüm sorunların çözümlenmesi için önerilerde bulunulması ve bu çözümlere ulaşmak için mücadele verilmesi gerektiğine inanıyoruz.

H: Milletvekili olduğunuz dönemde genel olarak Rodop ili sakinlerini ve özel olarak azınlık mensuplarını hoşnut mu ettiniz, yoksa düş kırıklığına mı uğrattınız?

M.M.: Bu, kişilerin değerlendirmesine göre değişir. Her türlü değerlendirmeye de saygı duyarım. Bu noktada söyleyebileceğim tek şey, bizim parti olarak çözüme ulaşılması için gayret sarfettiğimizdir. Yani Rodop ili sakinlerinin yararına faaliyet gösterdiğimizdir. Hiç kuşku yok ki, milletvekili olmak insana sorunları daha güçlü bir şekilde dile getirme imkanı verir. Tabii ki bu, sorunlara kendiliğinden çözüm getirilebileceği anlamına da gelmez.

H: Daha ziyade azınlık kesimini mi kastediyorsunuz?

M.M.: Hem azınlığı, hem de genel olarak bölge nüfusunu. Aslında çözümlere ulaşılabilmesi için toplum içindeki tüm güçlerin birlikte harekete geçmesi gerekir. Ancak bu şekilde köklü çözümlere ulaşmak mümkün olabilir.

H: Tekrar milletvekili seçileceğinize inanıyor musunuz?

M.M.: Yanılmıyorsam dokuzuncu veya onuncu kez milletvekili adayı oluyorum. Bizim açımızdan seçimler, bölgemiz insanlarına daha fazla yaklaşabilme fırsatını yaratmaktadır. Seçimler münasebetiyle hem halkla sorunlarını tartışıyor, hem de mesajlarımızı iletme fırsatını elde ediyoruz. Tabii halk da parlamentoya en güçlü gördüğü temsilcilerini göndermek ister. Seçim kampanyası sırasında daha fazla insanla temas edip, programımızı açıklamayı hedefleriz. Ama, sandık başına giden vatandaşlarımızın sergileyecekleri iradeye de saygılı oluruz.

H: Bu seçimlerde azınlığın kendini nasıl ifade edeceğine inanıyorsunuz?

M.M.: Aslında her seçim bir muammadır. Kanımız odur ki, insanlar ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Ancak, ümitsizliğe kapılmamaları gerekir. Tabii hükümet de, kendi açısından, sanki tüm sorunlara çözüm getirilmiş gibi bir tutum içerisine giriyor. Ama bize göre, sorunlar askıdadır ve halen çözüm beklemektedir. Onun içindir ki, toplumun, bu sorunlara çözüm getirilmesi için mücadeleyi sürdürmesini ve partimize oy vermesini istiyoruz. Çözüm bekleyen birçok sorun var.

H: İki büyük partinin tutumları gözönünde bulundurularak, azınlık seçmeninin tercihinin ne tarafa yöneleceğini düşünüyorsunuz? Zira bildiğiniz gibi, azınlığın partilerden birine karşı özel bir zaafı var.

M.M.: Diğer partiler hakkında yorum yapmak istemiyorum. Biz, iki partili sisteme karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Unutmamalıyız ki, geçmişteki tüm vaadlere rağmen sorunlar çözümsüz olarak varlıklarını sürdürmektedir.

H: İki büyük partinin liderleri Giorgo Papandreou ve Kostas Karamanlis ile başbaşa olsaydınız onlara ne söylemek isterdiniz?

M.M.: Çok varsayımsal bir soru. Hem sonra olay kişisel sorundan ibaret değildir. Tabii her iki parti ile genel başkanlarının tutumlarını biliyoruz. Buraya da geldiler ve gelecekler de. Ben olsaydım onlara halka inmelerini ve sokaktaki insanlarla konuşmalarını salık verirdim. Bunu yaparken de televizyondaki görüntülerinin nasıl olacağını kaale almamalarını telkin ederdim. Yani demek istiyorum ki, halkın yaşam koşullarını yakından görsünler. Aslında siyasi kriterin bu olması gerekir.

H: İki büyük partinin böyle yapmadığına mı inanıyorsunuz?

M.M.: Tabii ki yapmıyorlar. En azından her hareketleri öyle değil diyebiliriz. Onların ilgilendiği tek şey, televizyondaki görüntülerinin nasıl olacağıdır.

H: Kitle iletişim araçlarının azınlığı etkileyeceğine inanıyor musunuz?

M.M.: Buna hiç şüphe yok. Zira televizyon hepimizin evine girmiş bulunuyor. Ama diyebilirim ki, azınlık insanı bu kez teknolojik iletişim oyunlarından geçmiş yıllara nazaran daha az etkilenecek. Toplumumuz geleneklerine bağlı olduğu için televizyona o kadar bağımlı değil.

H: AB müşterek para birimini, Maastricht kriterlerini ve özelleştirmeyi desteklediğiniz için KKE tarafından sol parti olmamakla itham ediliyorsunuz. Buna ne diyeceksiniz?

M.M.: Ne derlerse desinler. Biz iki partililiğe karşı mücadele veriyoruz ve solun diğer bölümüyle ayrı bir cephe açmak niyetinde de değiliz. Aslında biz, solda birlik ve beraberliği sağlamak arzusundayız. Zaten onun içindir ki, radikal solda bir birlik sağlamak istiyoruz. Aday listemizi de zaten böyle bir işbirliği içinde hazırladık. KKE'ye gelince; bu parti, doğruları sadece kendisinin bildiğine ve yaptığına inanmaktadır. Yani solu tekelinde bulundurma gibi bir gaye peşindedir. Bu bir hatadır ve KKE bir gün bu hatasını anlayacaktır. Ayrıca, KKE'nin seçim arefesindeki bu tutumunun solun hiçbir kesimine yarar sağlayacağına inanmıyoruz.

H: Maria Damanakis'in (Sinaspismos'un kurucularından) PASOK'a geçmesine ve Giorgo Papandreou'ya övgü yağdırmasına nasıl bakıyorsunuz? Bilindiği gibi, Mikis Theodorakis bile Damanakis'in bu hareketine tepki gösterdi. Sizin bu konudaki yorumunuz nedir?

M.M.: Partimiz bu konuda gerekli açıklamayı yapmıştır. Damanakis'in bu hareketi, beklenen bir gelişmeydi. Gerek Damanakis'in, gerek diğerlerinin tutumunun yargısını zamana bırakalım. Ama kişisel görüşüm odur ki, halk bu tür iniş-çıkışları hoş karşılamamaktadır. Hiç kuşku yok ki iktidar caziptir. Herkes kendi tercihini yapar. Herkes, zamanı geldiğinde insanlar ve tarih önünde değerlendirilecektir. Aslında bizim parti olarak, politikaları eleştirmemiz ve kişilerle ilgilenmememiz gerekir.

Sinaspismos'un adayları, 26 Ocak Pazartesi günü saat 18.00'de Anatolia Otelinde yapılacak bir toplantıyla resmen açıklanacak.