Forum! New!


Facebook
Twitter

Geçmişte Yaşanmış Olan Haksızlıklar

Azınlığın sınıfsal yapısı

Bir veya ikiden çok isçi veya memur çalistiran bir tek azinlik mensubu isveren yoktur. 1991’e dek 30 yil boyunca olmamasi için ne yapilmasi gerekirse, hepsi yapilmistir, onun için yoktur. Daha önce var olanlar da, Yunanistan disina göç etmistir. Azinligin çalisanlarin isçidir ve Trakya’da çogunluk mensuplarindan orta kalan ve onlarin talip olmadiklari agir islerden çalisirlar. Onun için Trakya’da issizlik, genellikle Azinliga özgü bir sorundur,bu nedenle azinlik mensubu isçiler sik sik Trakya disinda çalismaya giderler. Son yillarda belirli bir süre çalismak üzere AB ülkelerine giden isçi gruplari ortaya çikti. Azinlik, genellikle köylü ve çiftçi ve hayvan yetistiricisidir. Bu ugraslar, bir çesit „ ekonomik özerklik“ saglamaktadir. Azinligin topraga bagliligi, onun uradigi baskilara direncini artiriyor ve kovma ve göç politikasini kismen sabote ediyordu. Bu gözlem yapildiktan Sonra, Azinligi topraktan uzaklastiracak ve elinden topragi alacak yeni taktikler uygunlanmaya kondu.

Azınlık mensubunun göç edişinin sebepleri

Göç, genellikte, daha iyi yasam sartlari bulmak için, ekonomisi az gelismis ülkelerden ekonomisi daha çok gelismis ülkelere dogru yapilir. Yunan ekonomisi Türk ekonomisinden daha gelismis olduguna göre, Yunan vatandas azinlik mensuplarinin Türkiye’ye göç edislerinin nedeni dar anlamda ekonomik degildir. Bunun tersine, azinlik mensuplarinin son yillarda artan AB ülkelerine ve özelikle Almanya’ya göç edislerinin nedeni ekonomiktir ve daha iyi yasam sartlari arayan yoksul tabakalari kapsamaktadir. Oysa Türkiye’ye Azinligin hep zenginleri, toprak sahipleri, burtuva sinifi ve kisaca orada yeni bir yasam için yeterli maddi olanaklara sahip kisileri göç etmislerdir. Geriye yoksullar, isçiler, az toprak sahibi veya topraksiz rençperler v.s. kalmislardir. Bunlar, Türkiye’de yeni bir yasam düzeni kurmak için gerekli maddi olanaklardan yoksun olan kisilerdir. Ve Avrupa yollari açilinca, Yunan vatandasi olarak AB ülkelerine dogru yönelmislerdir. Azinliktaki göç olayinin bir baska ayrintisi da su: AB ülkelerinde yeterince çalistigina ve kazandigina kanaat getiren azinlik mensuplarinin ancak çok küçük bir bölümü Yunanistam’a dönmektedir. Azinlik mensubunun vatani Yunanistan’dan göç edisinin nedeni, bildigimiz anlamda ekonomik degildir. Onun Türkiye’ye kaçmasina sebep olan, Yunanistan’da maruz kaldigi ayrimcilik, baskilar, engeller, dislamalar, yönetsel önlemler ve irkçi saldirilardir. Tabii bunlarin basinda ekonomik baskilar gelmektedir. Azinlik mensubu Yunanistan’da -istenmeyen her ortamda hatirlatmakradir. Bu sokaktaki Yunanlidan çok, devletin kendisi ve devlet organlari tarafindan yapilmaktadir. Yunan hükümetlerinin Azinlikla ilgili propagandaslonarilari 1991’lere tek, Bati Trakya Türk Azinligina ayrim ve baski yapildigi ve onu göçe zorlayip kovmak için önlemler uygulandigina dair sikayetler karsisinda Yunan hükümet sözcülerinin tekrarlamaktan usanmadigi bir söz vardi: „ Azinlik artip çagalmakta ve müreffeh bir hayat yasamaktadir“. Hatta Azinliga ayrim yapildigini yazanlar, „yalan haber yaymak“ suçuyla adalete sevkedilmek ve mahkum olmak tehlikesiyle karsi karsiya idiler. Bu yüzden bazi azinlik ferdleri zaman zaman yargi önüne çikariliyor ve hüküm yiyiyorlardi. 1991 yilinda kitle mücaadelesi ve meselerinin uluslararasi forumlarinda bilgisine getirmesi kaçisinda o dönemin basbakani Kostas Miçotakis’in agzindan , Azinligin bazi „talihsiz uygulamalara“ maruz kaldigi kabul ediliyor ve simdiden sonra mevcut „yönetsel önlerin“ kaldirilip, Azinliga karsi „esitlik“ politikasinin geçerli olacagi ilan ediliyordu. Bunun adina „isonomia isopoliteia“ (yasa önünde esitlik ve esit vatandaslik) politikasi denildi. Böylece, dolayli olarak ta olsa, o güne dek azinlik mensubu vatandaslara yasa önünde esitlik taninmadigi itiraf edilmis oluyordu. Simdi Azinlik konusunda ayrim sikayetleri karsisinda Yunan hükümet sözcülerinin tekrar etmekten usanmadigi yeni bir söz var: „ Yunanistan bir hukuk devletidir ve Azinlik tam bir esitlikten yararlanmaktadir“. Tabii, Yunan hükümet sözcülerin’ne 1991 öncesi, ne de sonrasi Azinlik konusunda söyledikleri sözler gerçegi yansitmaktadir. Üçüncü dünya ülkelerindeki diktatörlük rejimlerine özgü propagandadan ibaret bunlar. Bir gizli genelgenin yürürlükten kaldirilmasi 1991’de Azinlign karsi esitlik uygulamasi diye ilan edilen yeni politika, gerçekte bir tek olay ile ilgili idi. Disisleri Bakanliginin Azinlik konusunda bir gizli genelgesi yürülükten kaldirildi, hepsi bu kadar. Bu gizli genelge, „Bati Trakya’da azinlik mensuplarinin her çesit yasal taleplerinin ve dilekçelerinin ancak %5 aranindan tatmin edilmesini“ emrediyordu. Bunlar arasinda en basta her çesit gayrimenkul edinme, konut edinme, insaat ve onarim, meslek, icra etme, her çesit dükkan açma veya isyeri çalistirma, üretim veya ticaret birimi kurup çalistirma, kisaca bir yönetim merciinin anyina bagli her çesit izinler, ruhsatlar ve ehliyetler (bunlar arasinda araba ve traktör ehliyetleri) v.s. vardi. 1991’e dek ve 27 yil boyunca bütün bunlar her sey Azinliga yasak veya kisitli idi. Örnegin, birçok azinlik fertlerine, özellikle ismi bilinen ve seçkin kisilere, pasaport verilmezdi veya pasaport almak için bu kisiler aylarca-yillarca ugrastirildi. Azinlik mensuplarina av silah kullanma ruhsat verilmezdi, avcilik yasakti. Türk üniversitelerinden menzun olup Yunanistan’a dönen azinlik mensuplarinin mezuniyet diplomalarinin ve bunlarin esdegerliliginin taninmasiyla ilgili bürokratik formaliteler yillar boyu geçitirilir ve tamamlanmazdi. Diplomalarinin taninmasi 5-6 yil geçiktirilince, 1987’lerde 15 azinlik mensubu genç bilim adami üç hafta süreyle açlik grevi (ölüm oruçu) yapmisti. Ayrimlar ve baskilar, baska konulari da kapsiyordu. Örnegin, Yunanistan’da yeni meslege baslayan doktorlar için bir yillik zorunlu tasranköy hizmeti vardir ve hizmet yükümlüsü doktor, kadro boslugu olan her istedigi tasra saglik merkeszine tayin edilebilir. Ancak azinlik mensubu doktorlarin Azinligin yasadigi. Trakya bölgesine tayin edilmelerine müsaade edilmiyordu ve çok uzaklardaki görevlere gönderiliyorlardi. Askerlik görevini yapan azinlik gençlerinin Trakya bölgesindeki askeri birlikleri nakilleri bugün de kesinlikle yasaktir. Böylece azinlik mensuplari, askerlik görevlerini hep Trakya’nin uzaginda ve genellikle Yunanistan’in en ücra köselerinde yerine getirirler. Yunan ordusunda azinlik mensubu subay yoktur. Azinlik mensuplari askerlik görevlerini yerine getirirken yedek subay ve astsubay olamazlar. Oysa üniversite mezunlari Yunan ordusunda yedek subay olmaktadirlar. Onlara hep en agir görevler verilir. Trakya’da hiçbir yerel resmi serviste ve kamu kurulusunda azinlik mensubu bir tek memur yoktur. Azinlik mensuplarina bankalar kredi vermez, finans kolayligi saglamaz. Azinligin yasadigi bölgelere ve köylere yatirim yapilmaz, oralarda devlet yalnizca polis ve erk olarak vardir. AB fonlarindan saglanan ödenekler, Trakya’da neredeyse tüm olarak çogunluk kesimine gider, azinlik kesimi pay almaz... 1991’de Türk Azinligina ayrim ve baski önlemlerini öngören bir gizli genelge kaldirildi. Ancak diger gizli genelgeler geçerli olmaya devam ediyor.

Azınlık nüfusunun azalış nedenleri!

1. Göç, 2. Vatandasliktan silme.

1920’lerde Bati Trakya Türklerinin nüfusu 110 bin kadar idi. Seksen yil sonra bugün 90 bin civardadi. AB ülkelerine ve özellikle Almanya’ya çalismaya gitmis ve artik oraya yerlesmis, ançak önemli bir bölümü Yunan vatandasligini devam ettiren 25 bin kadar azinlik mesubu bu sayinin disindadir. Seksen yillik azinlik yasami içinde nüfusun artmayisinin ve hatta azalmis olmasinin iki nedeni vardir: Birincisi göç, ikincisi Yunanistan’in azinlik Türklerini Yunan vatandasligindan çikarmasi. Azinligin göç ettigi ülke Türkiyr’dir. Yunanistan AB üyesi oluncaya tek göç, yalniz Türkiyen’ye yönelik bulunuyordu. Daha sonralari kismen AB ülkelerine ve özellikle Almanya’ya yönelmistir. Bati Trakya Türk Azinligini „ kesilip parçalanmis bir vücuta“ benzeteçek olursak, diyebiliriz ki : Basi ve kalbi Yunanistan’in Bati Trakya bölgesinde, vücudunun en büyük parçasi Türkiye’de, küçük bir parçasi da Almanya’da bulunmaktadir. Yunanistan’dan Türkiye’ye göç etmis. Bati Trakya Azinlik Türklerinin sayisi 100 binleri asmaktadir. Bugün bunlar artik Türk vatandasidirlar. Sayilari az da olsa, Türkiye’ye yerlesmis ve orada çalisan, ancak Yunan vatandasi olmaya devam eden azinlik mensuplari davardir. Bunlar, Yunanistan kendilerini vatandasliktan silmemek için sik sik, Türkiye’den Yunanistan’a giris yapmaya mecbur edilmektedirler. Zira daha büyük bir gecikme halinde, Yunan Içisleri Bakanligi bu kisileri Yunan vatandasligini kaybetmis olarak ilan edebilmektedir. Bu durumda hukuk, dayanagaca Yunan vatandas yasasinin 19. Maddesidir. Bu madde uyarinca Yunan irkindan olmayan Yunan vatandaslari ülkeyi terek etmek amaciyla Yunanistan’da ayrildiklarinda vatandaslik halkkina idari kararla kaybetmektedirler. „Tabi bu önlem, yalnizca Türk (ve Makedon) azinlik mesuülari için geçerli olup, diger Yunan vatandaslarina uygulanmamaktadir.

Kendi vatandaslarindan vatansiz üreten garip bir AB ülkesi

Göç olayindan baska azinlik nüfusunun azalmasina yol açan , ikinci nedeni, vatandasliktan çikarma önlemi oldugunu söyledik. Bu yok etme uygulamasi olarak Türk Azinligi için hâlâ geçerli olan vatandasliktan silme önleminin kurbanlarinin sayisi kesin olarak bilinmemekle beraber, böyle kisilerin yalnizca Yunanistan’in AB üyesi oldugundan bu yana geçen süre içinde 10 bini astigi hesap edilmektedir. Bu kisiler önce Yunan vatandasi iken, vatandasliktan çikarildiktan sonra, artik „vatansiz haymatlos“ olarak ilan edilmekte ve her çesit vatandaslik haklarindan yoksun olarak yasamaktadirlar. Bu haymatloslarin büyük çogunlugu daha sonra mecburen Türk vatandasligina geçmektedirler. Türkiye’de yasayan ancak Türk vatandasligina geçmektedirler. Türkiye’de yasayan ancak Türk vatandasligina henüz geçememis eski azinlik mensubu haymatloslarin sayisi birkaç bindir. Vatandasliktan çikarildiktan sonra Yunanistan’i terketmemis ve bati Trakya bölgesinde yasamaya devam eden, bir süre önce Yunan vatandasI, iken simdi haymatlos olan azinlik mensuplarinin sayisi 2 bine yaklastigi tahmin edilmektedir. Bu haymat’los - vatansiz azinlik mensuplari, Yunanistan’in alacagini; Yunanistan ise, haymatlos olma sikintisina dayanamayip bu kisilerin bir gün digerleri gibi ülkeyi terketmek zorunda kalacaklarini ümit edip beklemektedir. Diyebiliriz ki, Yunanistan kendi ülkesi içinde kendi vatandaslarindan haymatlos üreten dünyada esi görülmemis bir devlettir. Ve bu uygulamayi AB üyesi olarak ta devam ettirmis ve devam ettirebilmektedir.

Azınlıkta traktör ehliyeti serüveni

1991’lerde azinlik rençperlerinin elinde 3.000 kadar traktör bulunmaktadir. Bunlardan ancak 800 kadari, traktör kullanma ehliyetine sahip rençperler tarafindan kullanilmaktadir. Bu sayi, bir kac yil önce daha düsüktü, 400 ile 500 civarindaydi. Ancak son yillarda yapilmis olan milletvekili seçimleri dolayisiyla, Azinlik rençperlerinden oy toplayabilmeleri için, seçim öncesi, Trakya’da milletvekili adaylarinin herbirine 10 kadar traktör ehliyeti dagitma yetkisi veriliyordu. UB nedenle ehliyet sahibi azinlik rençperlerinin sayisinda büyük artis kaydedilmisti ve bu sayi 400’lerden 800’lere çikmisti.

Digerleri, yani 2.000’den çok traktör, sahipleri tarafindan ehliyetsiz ve kaçak olarak kullaniliyordu. Zira gizli genelgeler geregince azinlik rençperlerine ehliyet verilmiyordu. Azinlik rençperleri bu amaça yapilan sinavlarda ehliyet alma hakki verilmiyor veya sinavlara hiç alinmiyorlardi. Aralarinda öyleleri vardi ki, 20 yildan beri traktör kullaniyorlardi ve bu orada iki traktör eskitmislerdi ve ellerinde altindaki üçüncüsüydü, ama ehliyetleri yoktu ce kaçak olarak kullaniyorlardi. Böyle kisiler için milletvekili seçimleri bir firsatti. Seçim öncesi aday bürolarinda kuyruklar olur ve pazarliklar yapilirdi. En çok oy getirebilecek olanlara ehliyet verilirdi. Ancak bu tarihli kimselerin sayisi sinirliydi ve bir seçimde ehliyet alamayanlar, sanslarini yeniden denemek üzere öbür seçimleri beklerlerdi. Bu arada traktörlerini ehliyetsiz olarak kuflanmak zorundaydilar.

Sorun burada kalsa, önemli olmayacak. Ama bir uzantisi vardi ki, can yakiyordu. Polis, besbelli bir merkezden gelen direktif üzerine, belirli araliklarla ve sik sik azinlik köylerine baskinlar düzenliyor, yollarda pusuya yatiyor ve ehliyetsiz traktör kullananlari yakaliyordu. Tarlada traktörünü kullanan rençper bile elinden kaçmiyordu. Ardindan suçüstü mahkemesi, para ve hapis cezasi, kisaca yiginla masraf. Polis, kimde ehliyet olmadigini biliyor ve onu eliyle, koymus gibi gidip buluyordu. Bir rençper yilda üç kez mahkeme önünde çikarilsa, tüm yillik kazancini oraya harcamak zorunda kaliyordu. Ve traktör, vazgeçilmez bir tarim araciydi.

Bazen su veya bu nedenle bir azinlik köyünün cezalandirilmasi kararlastirilirdi. O köyde 20 traktör varsa, 15’inin sahibinden ehliyet yoktu. Polis onlari birer birer bilirdi. Bir gün gidip 15’ini de yakalar ve mahkemeye sevkederdi. Onlarla birlikte kaçak olarak özel araba ve motosiklet sürücüleri de yakalanirlardi. Azinlik rençperi bir traktör ehliyet elde etmek için çok seyler vermeyi göze aliyordu. Oy vermeyi de, rüsvet vermeyi de. Bazen ne biri, ne de öbürü yeterli oluyordu.

Bazı ayrımların kaldırılması, eşit vatandaşlığı getirmedi

1991’den sonra artik azinlik mensubu vatandaslarin gayrimenkul (konut, tarla, dükkan) edinmelerine, evlerini onarmalarina dükkan acip çalistirmalarina ve buyolla bir meslek icra etmelerine v.s. müsaade edilmektedir. % 5 araninda verilen otomobil ve traktör kulanma ehliyetlerindeki bu kisitlamalar da kaldirildi. Ama Yunan Yönetimi, azinlik mensubu Yunan vatandaslarina esit vatandas gibi bakmaktan, hele azinlik haklarina saygili davranmaktan daha çok uzak. 1991’deki degisiklik ve baskilardaki gevseklik, bir yandan Azinligin nihayet göstermeye basladigi direnis, öbür yandan Yunanistan’in gizlemeye çalistigi azinlik politikasi yavas yavas ifsa olmaya baslayinca AB’den gelen (yetersiz) baskilar karsisinda, mecburen alinan bir karardan ibaretti. Onun için asla samimi bir karar degildir. Bir politika degisikligi söz konusu degil. Yunan Yönetiminin Azinliga bakis açisinin degistigi ve düzeldigi iddia edilemez. Bunun daha asaginda kanitlayacagiz. Ve en önemlisi, 1991, idealistik bir degismeden ve düzelmeden kaynaklanmiyor. Yunanistan’da Bati Trakya Müslüman Türk Azinligina karsi davranislari belirleyen idealaji, hep ayni idealji. Balkanlara Yunanistan’daki versiyonu belki daha bir kibar ve daha az kaba, ama daha bir saplantili ve daha bir kararli. 1991 öncesi her kesimde ve her konuda en acimasiz baski ve ayrimlar altinda ezilen ve gittikçe yoksullasan ve bu arada dalga dalga göç edip azalan Azinlikla ilgili Yunan Yönetiminin „Azinlik artip çogalmata ve müreffeh bir hayat yasamaktadir“ diye yinelendigi propaganda slogani, nasil yalnizca azinlik gerçegini tahrif degil de, ayni zamanda bir ironi ve olay idiyse, bugün benimsenmis olan ve „ Yunanistan bir hukuk devletidir ve Azinlik tam bir esitlikten yararlanmaktadir“ diye ifade edilen bu yeni slogan da, Azinligin kulagina ayni sekilde bir ironi ve olay olarak çarpmaktadir. Anti-azinlikçi politikanin iki yolu Bir anti-azinlikçi politika, Azinligi su veya bu sekilde bertaraf etmeyi ve sonunda tamamen ortadan kaldirmayi amaçlayan önlem ve uygulamalardan olusaçaktir. Bö???yle bir amaca iki yolla varilabilir : 1. Azinligi kovmak. 2. Asimile etmek. Yunanistan’da bazi agizlar tarafindan itiraf edilmistir, Yunan hükümetlerin 1991’e dek izledikleri politikanin Azinligi kovma politikasi oldugu. Ama 30 yil boyunca bu politikanin nasil acimasiz bir sekilde uygulandigi, Türk Azinliginda nasil dramlara yol açtigi, Azinlik toplumunun nasil bir „ Kafka atmosferi“ içinde yasadigi ve ezilip iskence gördügü ifsa edilmemistir. Bir gün bunlar belgeleriyle açiklanirsa, korkunç bir tablo ortaya çikacaktir. Bundan on yil önce, azinlik konusundaki sonsürü yirtarak, bir Yunan gazetesi azinlik politikasini söyle tarif ediyordu :“ Azinlik alehinde önlemler alin. Alin ki, hayatini yasanmaz bir sekle sokun. Ve çekip gitsin“. Ve Azinligin hayati gerçekten yasanmaz bir sekle sokulmustu. 1991’deki degisikligi gereçeklerden, 30 yillik kovma politikasinin basariya ulasmadigi iddia edilmistir. Zira Azinlik tamamen tüketilememistir. Ancak kovma politikasi gerçekte çok basarili idi. 1920’de nüfusu 110 bin civarinda olan Türk Azinligi bugün birkaç yüz bin degil de, 90 bin ise, kovma politikasinin basarisidir bu. 1991’den sonra kovma politikasi terkedilmemistir, yumusatilmistir. Simdi eski sertlik ve acimasizlik yok. Bu bile, daha önce dedigimiz gibi, Azinligi rahatlatmaya yetmistir. Ancak kovma taktiklerinin yumusatilmasi, hemen ardindan, anti-azinlikçi politikanin o zamana dek ikinçi plana itilmis asimilasyon ve „deturquisation“ taktiklerini gündeme getirmistir. Son yillarda bu yoldaki çabalar, gittikçe yogunluk kazaniyor. Öyle entegrasyon yoluyla güdülen ve gelismelerin akisi içinde kolaylastirilan bir asimilasyon degil bu. Balkanlara özgü irkçi nitelikle ve cebri unsurlar içeren asimilasyon çabalari söz konusu. Bunlar, Azinlik içinde yavas yavas yeni bir büyük sorun halini almaktadir.

Vatandaşlık Yasasının 19. Maddesi Açıkça ırkçı bir hüküm

Azinliga baski ve ayrimlari düzenleyen „mevzuatin“ tümü gizli degildir. Gerçi gizli „mevzuat“ ile Anayasa, yasalar, uluslararasi sözlesmeler, insan haklari ve kisaca hukuk asilabildigine ve her konu düzenlenebildigine göre, gizliligin de zaten amaci bu, o halde „açik“ mevzuata gerek kalmiyor. Üstelik „açikligin“ birçok sakincalari var. Ancak yine de bazi seyler tamamen bir gizlilik içinde yürütmek mümkün olmali ki, bu durumda „açik“, daha dogrusu kismen „açik“ mevzuat ve yöntemler kul anma ihtiyaci hissediliyor. Böylece, Azinliga baski ve ayrim kurali koyan (gizli olmayan) yasa ve kararnameler çok degildir. Bunlardan en simgesel olani, kuskusuz, Yunan Vatandaslik Yasasinin 19. Maddesi’idi. kinci Dünya Savasi öncesi Italyan fasist ve Alman nazi rejimlerine özenerek kurulmus olan Yunanistan’daki Iannis Metaksas diktatörlügünün bir eseri olan bu irkçi hüküm (1939), Yönetime, „Yunan kökenli olmayan Yunan vatandaslarini“ vatandasliktan çikarma olanagini vermektedir. Yunan kökenli olanlar için böyle bir tehdit yok. 19. Madde söyle bir sart kosmaktadir: O yabanci kökenli. Yunan vatandasi eger Yunan topragini geri dönmemek niyetiyle terketmisse. Bu sarta uyulmus olsa, belki sorun sivriligini yiterecektir. Tabii Yunan Yönetimi bu sarta uyma ihtiyacini hissetmemekte ve „geri dönmeme niyeti“ aramadan, isaretledigi azinlik mensuplarini vatandasliktan çikarmaktadir. Bu uygulamanin amacini (Yunan usulü milli temizlik hareketi ) ve sonuçlarini (Yunan vatandaslarindan vatansiz - haymatlos üretimi) birinci bölümde anlatmistik. Burada birkaç özelligine daha isaret edelim:

* 19. Maddeyle Yunanistan’daki etnik azinliklar ve gruplar hedef alinmaktadir. Etnik azinliklar, onlarin etnik kimliklerine saygi konusuna gelince, taninmamakta ve varliklari kabul edilmemektedir. Ancak etnik kimlikleri yüzünden azinliklari ezme konusuna gelince, böyle yönetsel önlemlere basvurularak, onlarin olumsuz yönde taninmalarina gidilmektedir. Böylece, 19. Madde uygulamasina hedef olan azinlik mensuplari, resmen tanindiklari ve adlandirildiklari gibi??? Müslüman olarak degil ‘de, kendilerine öyle olduklarini söylemeye müsaade edilmeyen Türk olarak vatandasliktan çikarilmaktadirlar.

*Ikinci Dünya Savasi öncesi ve sonrasinin ilk yillarinda bu hüküm özellikle Makedon Azinligina uygulanmistir. Simdi özellikle Bati Trakya Müslüman Türk Azinligina uygulanmaktadir.

*Türk azinlik mensuplari, genellikle, Türkiye’yi ziyaret etmeye gittiklerinde yurda dönerken vatandasliktasan çikarilmis olduklarini sinirda ögrenmektedirler. Orada kendilerine artik vatansiz olduklari bildirilip, pasaport , kimlik belgesi ve diger ilgili evraklarina el konulmaktadir. Bu durumda azinlik mensubunun önünde iki yol vardir: Ya Yunanistan’a giris yapacaktir (bir sürü kavgadan sonra bunu basarabilirse ve müsaade ederlerse, nadiren bazilarinin yurda girisi mümkün olmaktadir), artik Yunanistan’da vatansiz olarak ve her çesit vatandaslik bakindan yoksun olarak yasamayi göze alarak. Ya da geri dönecek, ya da döndügü ülkede vatansiz olarak yasamak zorunda kalarak. Büyük bir çogunlukla bu ikincisi olmaktadir.

*Son yillarda AB ülkelerine çalismaya gidenler arasinda da vatandasliktan çikarma olaylari baslamistir. *Yurtdisina çikmadan ve Trakya’da yasarken vatandasliktan düsürülmüs azinlik mensuplari da az degildir. Hatta, Askerlik görevini yerine getirirken bile vatandasliktan düsürülmüs azinlik mensuplari vardir. *Vatandasliktan çikarma isleminden önce vatandas olaydan haberdar edilmez. Yönetim, vatandas gafil avlamayi amaçlar. Vatandasliktan çikarildiktan sonra da olayin kendisine ne zaman bildirilecegi meçburdur. Genel olarak yurtdisindan dönerken bildirilir. Ancak bildirilmeyebilir de. Vatandasliktan yillar önce çikarilmistir, ama bunu bilmez, ve bir olay münasebetliyle, örnegin belediyeden bir belge istemeye gittiginde, artik vatandas olmadigini ögrenir. Vatandasligini kaybedisinin üzerinden bes yil, hatta on yil geçtikten sonra bunu ögrenen azinlik mensuplari vardir. Dolayisiyla su anda Azinlik içinde vatandasliktan çikarilmis oldugu bunu bilmeyen bazi kisilerin bulundugunu varsayabiliriz.

*Vatandasliktan çikarma isleminin gizlilikle yürütülmesi ve vatandasin gafil avlanmasi ile, onun bu islemi durdurmak için yapabilecegi girisimleri önlemek amaçlanmaktadir. Vatandasliktan çikarildigini ilgili kisiye bildirilmesi ile, vatandasliga yeniden kabul edilmek talebiyle Yüksek Mahkemeye basvurmak için taninan 6 aylik sürenin asilmasi ve böylece basvuru hakkinin kaybedilmesi amaçlanmaktadir.

*Bir kisinin vatandasliktan niye çikarildigi açiklanmaz, gerçek nedenleri gizlidir, avukatina dava dosyasi teslim edilmez. Bir örnek: Eylül 1997 tarihinde bir Atina gazetesinin yazdigi olayda, Türkiye’ye tahsile giden ir azinlik gencinin bundan 12 yil önce vatandasliktan çikarilma nedenleri arasinda, Disisleri sorumlusunun bir yazisina göre, ogencin kendisine yapilan ajanlik teklifini kabul etmemis oldugs ifsa edildi. Bu azinlik mensubu 10 yil boyunca mahkemelerde bekletildikten sonra bundan 2 yil önce nihayet vatandasliga yeniden alinmistir.

*Yunan Vatandaslik Yasasinin 19. maddesi, Yunan vatandaslarin Yunan kökenli olanlar ve yabanci etnik kökenli olanlar diye ayirir. Bu yabanci kökenli vatandasin etnik kimligine saygi için yapilmis olumlu bir ayrima olmayip, onun aleyhinde önlem almak için yapilmis oldumsuz bir ayirmadir. Onun için irkçidir.

*19. Madde, yürürlükteki 1975 Yunan Anayasasinin genel ruhuna aykiridir. Ancak anayasa koyucu bu maddeyi o kadar önemli ve gerekli kabul etmis olmali ki, onu Anayasa madde 111 paragraf 6’da özel bir anayasal hükümle saglama baglayarak, istisannen yürürlükte birakmistir. Böylece 19. Maddenin irkçi içerigi ve irkçi mesaji, Anayasaya da yansimis ve anayasal hükümle garanti altina alinmistir.

*Gerçi 19. Maddeyle ilgili olarak, Anayasada, geoici olarak yürürlükte kaldigi ve bir yasayla ilga edilecegi öngörülmektedir. Ancak 1975’ten 1997’ye dek aradan 22 yil geçtigi halde, söz konusu hüküm yürürlükten kaldirilmadigi gibi, uygulanmasi da durdurulmamistir.

*19. Maddenin bir özel ve gerçek fanksiyonu, bir de genel ve simgesel fanksiyonu vardir. Bu ikincisiyle, Anayasayla da desteklenerek, azinliksorununun ve azinlik mensubu vatandaslarin genel olarak nasil bir „felsefeyle“ ele alinmasi ve karsilanmasi gerektigi gösterilmektedir. Bu felsefe, Yunan Yönetiminin Azinlik karsisindaki tüm davranislarini bir bastan bir basa nitelemektedir. 19. maddenin yürürlükten kaldirilmasi halinde, sadece özel fonkziyonu durdurulacaktir. Fakat bu madenin simgeledigi genel anlayisin ortadan kalkmasi ve Azinliga bakis açisinin degismesi çok daha büyük çabalar ve uzun zaman gerektirecektir.

*Simdiye dek Yunanistan’da hemen hemen hiçbir hukukçu, siyasetçi ve gazeteci, Yunan Vatandaslik Yasasinin 19. maddesini elestirmeye cesaret edememistir. (Bir tek Atinali avukat Giorgios Apostolidis hariç) Burada bir çesit „milli sansür“ söz konusudur. Insan haklarini gaddarca ihlal eden ve göz çikaracak sekilde irkçi bir önlem konusunda böyle bir suskunluk saglanabildigine ve sansür uygulanabildigine göre, diger azinlik sorunlarinin ve genel olarak azinlik konusunun Yunanistan’da savunulmasinin ne kadar zor oldugu daanlasilmaktadir.

*1997 içinde bazi hükümet yetkilileri ilk kez 19. maddenin yürürlükten kaldirilmasi gereginden dem vurmaya basladilar. (1991’lerde o dönemin basbakani Mitsotakis te bir kez bu maddenin kaldirilacagina dair bir söz vermisti. Fakat gelen tepkilerden sonra tepki gösterenlerin basinda ama muhalefet fideri Andreas Papandreu vardi- bu vaadini yerine getirmedi). 19. madde konusunda hükümetin tavir degistiriyor görünmesinden sonra, yavas ilgili elestiriler de gün isigina çikmaya basladi. Son olarak Disisleri Bakan Yardimcisi Georgios Papandreu, bu maddenin yürürlükten kaldirilacagindan açikça söz etti (Agustos 1997). Disisleri yetkilisinin bu demeci, bir tepki patlamasina yol açti. Agustos ve Eylül 1997 tarihleri 19. Maddenin ilga edilme ihtimaline karsi özellikle Yunanistan’daki Ortodoks kilisesi temsilcileri ile asiri sagci ve irkçi çevrelerden gelen ve gittikçe büyüyen tepki ve protestolar ile geçmistir. Trakya’daki üç Ortadoks metropolitinin öncülügünde yürütülen bu protesto ve kinamalar, baska metropolitlerin de katilimiyla, tüm Yunanistan’i kapsama egilim göstermektedir. Olay gelisme halinde Azinlik aleyhtarliginin bayraktarligini yapan Trakya’daki Ortodoks Kilise, bir kez daha kendini dogrulamaktan geri kalmiyor.

*19. madde cephesinde son gelisme sudur: Basina sizan haberlere göre, 19. madde ilga edilmeyecek, ancak oradaki „yabanci kökenli Yunan vatandasi“ tabiri, „Yunan vatandasi“ olarak degistirilecektir. Yani ilgili hüküm, Yunan topragini geri dönmemek niyetiyle terkeden Yunan vatandasi, vatandasliktan çikarilabilir“ seklinde alacaktir. Böylece, oradaki „irkçi unsur“ seklen silinmeye gidilecek ve AB’den gelen irkçilik suçlamalarinin önü kesilmis olacak. Sonunda bu madde kaldirilmaz ve böyle degisiklige ugrarsa, gerçekten ayni uygulama devam edecektir. Söz konusu hüküm, genellestirilmis ve irkçiligi seklen silinmis sekliyle, gerçekte irkçi kriterlerle ve yine azinlik mensuplarini vatandasliktan çikarmakta kullanilacaktir. Yunan hükümeti samimi olsaydi, 19. maddenin yarattigi sonuçlari, onu ilgi etmeksizin de önleyebilirdi. Maddenin bugüne kadar hep uyguladigina ve azinlik mensuplarini vatandasliktan çikarmakta hep kullandigina göre, konunun Hükümet üyelerine tartismaya baslanmis, hem Azinligi, hem de özellikle AB’yi bir aldatmaca çabasina benziyor. Yunan vatandasligindan çikarilmis, ancak hâlâ Yunanistan’da yasayan veya Yunanistan’da yasamaya binlerce azinlik mensubu vatansiz-haymatlosun kaderiyle ise kimse ilgilenmiyor.

Yasak Bölge

Trakya’da Pomak Türklerinin yerlesim birimlerinin bulundugu daglik arazi, Yunanistan’da baska hiçbir bölgeye nasip olmayacak sekilde 60 yildan beri „ askeri gözetim bölgesidir“ ve yurdun diger bölümünden „iç sinir“ ile ayrilmaktadir. Giris-çikislar kontrole tâbidir ve „ iç pasaport“ ile olur. 1995 yilinin ortalarinda iç pasaport zorunlulugu Yunan vatandaslarindan kaldirilmistir. Ancak yabancilarin orayi ziyaretine, daha önce alinan ( ve bazen verilmeyen ) özel belgeyle müsaade edilmektedir. Böylelikle, o bölgedeki azinlik köylerine hiçbir yatirim ve hiçbir önemli üretim birimi yapilmamistir. Çünkü oralarda polis ve askerden baska çogunluk mensubu insanlar oturmazlar. O binlerce azinlik mensubunun yasadigi bu genis bölgede bugün bile bir tek benzin-petrol istasyonu yoktur, kurulmasina hâlâ müsaade edilmemektir. Trakya’da iç pasaportlarin kaldirilmasina ve dolasimin serbest birakilmasina karsi çikan çevreler, daglik bölgeye Türk propagandasinin sizmasinin artik engellenemiyecegini iddia etmislerdir.

Yasaklar içinde kaçak bir yaşam

Azinliga her sey yasak ve Azinlikta her sey kaçakti. Devlet, kaçak bir yasam empoze etmisti. Ve sonra bu kaçakligi mahkemelerde ödetiyordu. Trakya’daki mahkemeler, her gün, kaçak bir is yaptiklari için oraya sevkedilen ve ceza ödeyen azinlik insanlariyla dolup tasiyordu. Kaçak traktör, araba, motosiklet sürücüleri, kaçak insaat yapanlar, kaçak onarim yapanlar, kaçak saticilar. Azinlik Yunanistan’da kaçak yasiyordu. Ve vatanindan kaçiyordu. Kalanlar da kaçmaya hazilaniyorlardi. Köyler bosaliyor, mahalleler bosaliyordu. Derken 1991’de bazi sivri ayrim ve yönetsel önlemlerde önlemli ölçüde gevseklikler baslatildi. Azinlikta bir rahatlama oldu. Yoksa bu baski politikasi ayni sertlikle bir 10 yil daha uygulanmis olsaydi, Bati Trakya’da Türk Azinligindan ancak bir iz kalacakti. 1970’li yillarin baslarinda Azinligin nüfusu 130 binden çoktu. 1997’de bugün, ilk gevseklikten 6 yil sonra, kaçisin hizi kesilmis ve nüfus azalisi 100 bin civarinda durmus görünüyor. Ya Azinligin yarini? Azinlik, yarindan emin degil. Bunun objektiv nedenlerini bundan sonraki bölümde açiklamaya çalisacagiz.

Avrupa Birligi ve Azinlik

Yunanistan 1980’de Avrupa Ekonomik Topluluguna tam üye olurken, Azinlik, olayi kendi açisindan degerlendiriyordu. En büyük umudu, böylelikle, kendisine yapilan irkçi ayrim ve baskilarin ve insan haklari ihlallerinin duracagi idi. Aradan yillar geçip, durum düzelmek söyle dursun, daha da kötülestikçe, Azinlik bir yanilgiya düstügünü anlamaya basladi. Avrupa Birliginin Azinliga karsi hiç ilgi göstermedigi söylenmez. Sonra, AB ülkeleri, Yunanistan’daki baskilardan kaçan on binlerce azinlik mensubuna siginak oluyordu. Her ne kadar böylesi, Trakya’daki „milli temizlik“ çabasina dolayi bir katki oluyor idiyse de. Herhalükarda AB’nin ilgisi ve duyariklari en kaba baskilari bile hafifletmeye yetmiyordu. Belki Azinlik çok acele ediyordu, belki beklentileri gerçekdisiydi. Sonradan söyle bir gözlem de yapildi: Belki tersi oluyordu. Yani Yunan hükümetleri, Azinligi kaçirtma ve yok etme taktiklerinde gerçekte AB’den güç aliyorlardi. Yuanistan AB üyesi olmasaydi, Azinligi belki bu denli ezmeye cesaret edenmiyecekti. Aradan on yildan çok bir süre geçti ve nihayet Azinliga baskilarda ilk gevsikler yapildi. Yunanli yetkililer bu gerilmeye AB’nin baskilari karsisinda ve AB sartlarina uymak için yapmak zorunda kaldiklarini söylemekten adeta zevk ve gurur duyuyorlardi. Yunan Yönetimini Türk Azinliginda insan haklarina saygi göstermeyi saglamakta Avrupa Birligi’nin aczini gösteren en sivri örnek, kuskusuz, Yunan Vatandaslik Kanunun 19. Maddesidir. Bu madde hükmü kullanilarak, azinlik mensubu Yunan vatandaslari, sirf Elen posilli olmadiklari için ve irkçi kriterlerle, vatandasliktan çikarilip, vatansiz-haymatlos ilan edilmektedir. Bugün „Avrupa vatandasligi“ diye bir kurum kurallastirilmis olduguna göre ve AB ülkeleri vatandaslarinin bir kazanimi olarak reklam edilirken, Yunanistan’da „milli temizlik“ amaçli bu islemler, Yunan vatandasligi ile birlikte Avrupa vatandasliginin da kaybina yol açmaktadir ve Avrupa Hukukunu birkaç düzeyde birden açikça ihlal etmektedir. Böyle oldugu halde ve Yunanistan’in AB üyeliginin üzerinden 20 yila yakin bir süre geçmis olmasina ragmen, bir grup Yunan ve Avrupa vatandasi her gün haymatlos olma tehlikesi altinda yasiyor ve bunlardan bazilari haymatlos oluyorlar.




‹‹‹ geri dön
Arşiv ››› 
 
  copyright © abttf.org
      Toplam : 846432    Bugün : 459    Son : 21:04    Aynı anda : 9507
ABTTF
ABTTF 18. Olagan Genel Kurulu, 23.02.2013, Gießen
ABTTF İftarı 2015
Bati Trakyaya Kesif Ziyareti, 16-20.10.2012
59. FUEN Kongresi, 07-11.05.2014, Almanya-Danimarka Sinir Boelgesi
ABTTF ve DEB Partisinin Hollanda Dernegi ile Uye Dernekleri Ziyareti, 28.11.-02.12.2012
Habitat2008
Specials
Teknoloji