Forum! New!


Facebook
Twitter

1913 Atina Antlaşması ve 3 Nolu Protokol


Ä°talya'nın Trablusgarp'a saldırmasından yararlanan Balkan ülkeleri birleÅŸtiler ve daha Ä°talya ile barış görüÅŸmeleri baÅŸlamadan Osmanlı Devletine savaÅŸ açtılar. SavaÅŸ, büyük devletlerin hiç ummadıkları bir biçimde ve hızda Osmanlı ordularının her tarafta yenilgisiyle sonuçlandı. Edirne bile iÅŸgal edildi. Bununla birlikte Balkan ülkeleri savaÅŸ ganimetini paylaÅŸamadıklarından birbirlerine girdiler. Bundan yararlanılarak Edirne ve bir kısım toprak geri alındı. Sonunda Kavala, DedeaÄŸaç ve bütün Trakya'yı alan Bulgaristan'la 29 Eylül, Selanik, Güney Makedonya ve Girit'i alan Yunansitan'la 14 Kasım 1913'de antlaÅŸmalar imzalandı. Ä°ÅŸte, Müslümanlara vermek zorunda kaldığı azınlık hakları açısından Yunanistan'a en fazla yükümlülük getiren uluslararası metin olan 1-14 Kasım 1913 tarihli Atina AntlaÅŸması budur. Genel af ilan edilmesi ve Osmanlı toprağına göç edeceklere askerlikten muaf olacakları üç yıllık süre tanınması gibi bütün antlaÅŸmalarda her zaman rastlanan hükümler dışında, 1913 AntlaÅŸması'nın getirdiÄŸi önemli hükümler ÅŸunlardır:




2. madde iki ülke arasında daha önce yapılmış veya yürürlüÄŸe konmuÅŸ bütün anlaÅŸmaları tekrar gündeme getirmektedir. Böylece, azınlık hakları açısından 1830 ve 1881 metinleri bir kez daha onaylanmaktadır. Aynı madde hükmüne göre, AntlaÅŸmaya ekli 3 numaralı protokol Yunanistan'ın bütün topraklarında geçerli olacaktır.



5. madde, Yunanistan'a bırakılan topraklarda iÅŸgale kadar edinilen hakların ve Osmanlı belgelerinin geçerli olacağını belirtmektedir. 6. maddeye göre, Osmanlı tabiiyetini koruyarak Yunanistan'ı terketmiÅŸ olanlar bu topraklardaki gayri menukllerini korumaya ve onları baÅŸkalarına idare ettirmeye devam edeceklerdir. Kır ve kentlerde Osmanlı hukukuna göre özel ve tüzel kiÅŸilerce edinilmiÅŸ mülkiyet hakları Yunanistan'ca tanınmaktadır. Hiç kimse kanunun tespit edilmiÅŸ kamu yararı söz konusu olmaksızın, uygun ve peÅŸin bir tazminat ödenmeden mülkiyetinden yoksun bırakılamayacaktır.



7. madde PadiÅŸah ve sülalesinin mallarını güvence altına almaktadır.



11. maddede, bırakılan topraklarda oturanların hayat, mal, ÅŸeref, din ve gelenekleri güvence altına alınmakta, bunların Yunan yurttaÅŸlarla aynı medeni ve siyasî haklara sahip olacakları, dinlerini açıkça uygulayabilecekleri belirtilmektedir. Halife olarak padiÅŸah'ın ismi hutbelerde okunmaya devam olunacaktır. madde ayrıca, Müslüman cemaatlarının yönetimi konusunda önemli hükümler getirmektedir. Mevcut veya oluÅŸacak bu cemaatların muhtariyyetine ve hiyerarÅŸik yapısına dokunulmayacak, sahip oldukları fonlara ve gayri menkullere iliÅŸilmeyecektir. Müslümanlarla manevi önderleri arasındaki iliÅŸkilere karışılmayacak, bu dînî önderler Ä°stanbul'daki Åžeyhülislamlık makamına baÄŸlı olacaklardır. Müftüler Müslüman seçmenlerce seçilecektir. BaÅŸmüftü, Yunanistan'daki bütün müftülerin toplanarak seçecekleri üç aday arasından Yunan Kralı tarafından atanacak, bu atama üzerine Osmanlı PadiÅŸahı kendisine bir "menÅŸur" ile onun fonksiyonlarını yerine getirmesini ve diÄŸer müftülere karar ve fetva yetkisi vermesini saÄŸlayacak bir "mürasele" gönderecektir. Böylece, en azından manevi olarak Müslüman cemaatının Ä°stanbul ile iliÅŸkileri sürdürülmüÅŸ olmaktadır. Müftüler yalnız din konularında ve vakıfların yönetimine nezaret etmekte deÄŸil, Müslümanların evlenme, nafaka ve mütevelli tayini gibi dünyevi meselelerinde de yetkilidirler. Kararları Yunan makamlarınca uygulamaya konacaktır.



12. madde, her türlü vakfın güvence altına alındığını, bırakılan topraklarda bunların cemaat tarafından yönetileceÄŸini, gelirleri Osmanlı Ä°mparatorluÄŸu'nda bulunan kurumlara bırakılmış olsa bile bu vakıfların Evkaf Vekaleti tarafından satılana dek Müslüman cemaatlarınca yönetilmeye devam olunacağı hükmünü getirmektedir. Vakıf rejimi ancak uygun ve peÅŸin tazminat verilerek deÄŸiÅŸtirilebilecektir. EÄŸer çeÅŸitli din ve hayır kuruluÅŸları yeterli gelirden yoksun kalacak olurlarsa, devlet yardım edecektir.



1913 AntlaÅŸmasına üç protokol eklenmiÅŸtir. AntlaÅŸmanın 2. maddesi hükmüyle "bütün Yunanistan topraklarında" geçerli kılındığını gördüÄŸümüz 3 numaralı protokol gene Müslümanlara birtakım azınlık hakları getirmektedir. Buna göre, baÅŸmüftü ve müftüler Yunan memurlarının hak ve görevlerine sahip olmakta, baÅŸmüftü, müftüleri malî ve dînî bakımdan denetleyebilmektedir. Bu müftüler ancak Yunan Krallığı anayasasının 88. maddesi gereÄŸince görevden alınabileceklerdir. En önemlisi, Protokol, Müslüman cemaatlarının tüzel kiÅŸiliÄŸini tanımaktadır (md. 13). Protokol Müslüman özel okullarını ve bunların gelirlerini de tanımaktadır. Bireylerden veya Ä°slam ileri gelenlerinden oluÅŸacak komisyon tarafından kurulacak okullar da aynı statüde olacak, buralarda eÄŸitim resmi programa uymak ve Yunanca zorunlu olmak ÅŸartıyla Türkçe yapılacaktır.



GörüldüÄŸü gibi, 1913 AntlaÅŸması herÅŸeyden önce Müslümanların mülkiyet haklarını titizlikle güvence altına almakta, can, din, gelenek gibi temel noktalara atıf yapmakta ve cemaat yönetimlerinin muhtariyeti, müftü seçimi, vakıfların yönetimi ve hatta Ä°stanbul'la iliÅŸkilerin sürdürülmesi ve kimi vakıf mallarının satışı konusunda Osmanlı Evkaf Vekâleti'ne atıf yapmaktadır. 3 numaralı protokol ise cemaatların tüzel kiÅŸiliÄŸini açıkça tanımakta, Müslüman okullarının muhtar yönetimine ve buralarda Türkçe eÄŸitim yapılmasına imkân vermektedir.



1913 Atina AntlaÅŸması'nda getirilen haklar "Yunanistan'a bırakılan topraklar" kaydıyla sınırlı idi. Bununla birlikte, AntlaÅŸma'nın 2. maddesi hükmü, 3 numaralı protokolü bu sınırın dışında bırakmakta ve onu bütün Yunanistan toprakları için geçerli saymaktadır.



Yunanistan'da ÅŸimdiye dek Müslüman azınlıklara tanınan hakların kuÅŸkusuz en ilerisini oluÅŸturan bu antlaÅŸma da, yukarıdakilerde gördüÄŸümüz özelliÄŸi taşımaktadır, yani genel bir antlaÅŸma olmayıp, Girit adası dahil olmak üzere Tesalya'dan Batı Trakya'nın batı sınırına kadar bugün Yunanistan'ın sahip olduÄŸu bölge için yapılmıştır. Bu bölgenin Müslüman Türkleri de 1923 mübadelesine dahil olduÄŸundan, 1913 AntlaÅŸması'nın Müslüman kökenli halkı mübadeleye dahil olan baÅŸka bölgeler için de geçersizdir.



Bu 1913 metni, Yunanistan ile Türkiye arasında halen tartışma konusudur. Yunanistan, 1981'de Türkiye'ye verdiÄŸi notalarda antlaÅŸmanın geçersiz olduÄŸunu savunmaktadır. Yunanistan her ne kadar 1913 Atina AntlaÅŸması'nın geçerliliÄŸini redediyorsa da, Yunan belgelerinin çeÅŸitli arazi anlaÅŸmazlıkları konusunda bu metne atıf yaparak geçerli olduÄŸunu kabul ettikleri görülmektedir. ÖrneÄŸin, Gümülcine'de bulunan Sohtalar Medresesi'ne vakfedilmiÅŸ bir arazi konusunda, Devlet Mülkleri Hukuk Danışmanlığı, 9 Nisan 1976 cuma günü yaptığı toplantıda, Ä°stinaf Mahkemesi üyelerinden Vazilyon Zeppos tarafından verilen bir mütalaayı kabul etmiÅŸtir. Mütalaaya göre; 1913 tarihli Atina AntlaÅŸması'nın 12. maddesi vakıfların Müslüman cemaatlerinde yönetilmesini öngörmüÅŸ, fakat bunların mülkiyetini Cemaatlere vermemiÅŸtir. Zaten 30 Ocak 1923 mübadele sözleÅŸmesine göre Müslüman vakıfları tasfiye edilmiÅŸ ve Yunan Devletine intikal etmiÅŸtir. Gene Mütalaaya göre, her ne kadar 10 Haziran 1930 Ankara Mukavelenamesi'nin 7. maddesi Yunan Devletince iÅŸgal edilmeyen gayr-i menkullerin sahiblerine geri verilmesini öngörmekteyse de, söz konusu vakıf arazisi bundan da yararlanamaz, çünkü vakıfların sahibi olan Müslüman tüzel kiÅŸileri 1923'te tasfiye edilmiÅŸtir ve söz konusu gayr-i menkul mülk, mevcut olmayan tüzel kiÅŸilerin mülkiyetinde olamayacağı, hiç kimseye ait olmaması da imkân dışı bulunacağı için, Yunan Devletine ait sayılmalıdır.



Yukarıda belirtilen tarihte 19 numara ile Devlet Mülkleri Hukuk Danışmanlığı kararı olarak kabul edilen ve sonra da Yunan Maliye Bakanlığı'nın 10 Temmuz 1976 tarih ve D. 4021/167 Protokol numarasıyla benimsenen mütalaaya bakılacak olursa, bir "yanlışlıklar manzumesi"dir, çünkü, 30 Ocak 1923 AntlaÅŸması (md. 10) taşınmaz malların tasfiyesini öngörmektedir ama, bu hüküm mübadeleye giren bölgelerdeki özel ve tüzel kiÅŸiler içindir; oysa Sohtalar Medresesi Batı Trakya'nın en büyük kenti olan Gümülcine'dedir, yani "mübadil" deÄŸildir, "établi"dir.Ä°kincisi, 1930 Mukavelenamesi, 16. maddesinde sayılan istisnalar dışında, Batı Trakya için geçerli deÄŸildir; mübadeleye giren bölgeler için geçerlidir.



Mübadeleye girmeyen bir bölgedeki bir Medrese'ye ait bir vakfı mübadeleye girmiÅŸ bir tüzel kiÅŸinin malı gibi göstererek Yunan Devleti'ne mâl eden bu mütalaanın yanlışları burada bizi ilgilendirmemektedir. Bizi burada ilgilendiren, bir devlet kuruluÅŸunun resmî mütalaasında 1913 Atina Muahedenamesi'ne 1976 yılında atıf yapması, Yunan Maliye Bakanlığı'nın da bunu benimsemesidir. Fakat, sadece yapıldığı tarihte (1913) "Yunanistan'a terkedilen topraklar" için geçerli olduÄŸunu, dolayısıyla, 1920'de ilhak edilen Batı Trakya için geçersiz olduÄŸunu söyleyecek yerde red gerekçesini, doÄŸrudan doÄŸruya, 1923'te yapılan nüfus deÄŸiÅŸimi sonucu AntlaÅŸmanın konusunun ortadan kalktığına dayandırmaktadır. Yunan DışiÅŸleri Bakanlığı'na göre, 1913 antlaÅŸması yerine 1923'te imzalanan Lozan antlaÅŸması geçmiÅŸtir ve bugün Yunanistan'ı Türk kökenli azınlıklar konusunda baÄŸlayan tek antlaÅŸma da bu Lozan antlaÅŸmasıdır.



Yunan DışiÅŸleri'nin iddiası ilginçtir, çünkü Yunanistan'ı azınlıklar açısından asıl baÄŸlayan genel anlaÅŸma olan 1920 Yunan Sevr'ini hiç yapılmamış varsayarak doÄŸrudan doÄŸruya 1913'ten 1923'e atlamaktadır. Bunun sebebi, Yunan Sevr'inin Yunanistan'a tek taraflı azınlıkları koruma yükümlülüÄŸü getiren bir uluslararası metin olması olsa gerektir ve Yunanistan, en azından Türk kökenli azınlıklar açısından, mütekabiliyet göstermeyen koruma hükümlerini tanımamak eÄŸiliminde gözükmektedir.



1913 metni açısından çok önemli bir nokta bulunmaktadır. AntlaÅŸma'ya üç adet protokol eklenmiÅŸtir ve hatırlanacağı gibi AntlaÅŸmanın 2. maddesi hükmüne göre 3. numaralı Protokol yalnızca "Yunanistan'a bırakılan topraklar" için deÄŸil, "Yunanistan'ın bütün toprakları" için geçerli kılınmıştır. Devletlerin antlaÅŸmalar konusundaki halefiyeti ilkelerine göre, bir toprak parçasına yeni sahip olan devletin daha önce yapmış olduÄŸu antlaÅŸmalar, halefiyet tarihinden baÅŸlayarak o toprak parçası için de geçerli olmaktadır. 3 numaralı Protokol imzalandığında Yunanistan henüz Batı Trakya'ya (ve 12 Ada'ya) sahip deÄŸildir ama, bu halefiyet ilkesi ve de uluslararası Adalet Divanının 1978'deki kararı nedeniyle bu Protokol'un adı geçen bölgelerdeki Müslümanlar açısından geçerli olması hukukî bir zorunluluktur. 3 numaralı Protokol, Yunanistan'ın 1981 yılında iddia ettiÄŸinin tersine, Lozan AntlaÅŸması ile kaldırılamamıştır ve eÄŸer bundan sonra Yunanistan, üzerinde Müslümanlar yaÅŸayan baÅŸka bir toprak parçasına daha sahip çıkacak olursa, o toprak parçası üzerinde de geçerli olacaktır.



Lozan Konferansı görüÅŸmeleri de, bu Konferans'ta imzalanan barış antlaÅŸmanın 1913 Atina Muahedenamesi'ni (dolayısıyla, 3 numaralı Protokol'u) yürürlükten kaldırmadığının delilidir. Nitekim Venizelos, 19 Aralık 1922 oturumunda Türkiye'deki azınlıkların korunması hükümleri görüÅŸülürken, 1913 AntlaÅŸması'nın 11. maddesini okumuÅŸ ve yeni Türkiye'nin de böyle geniÅŸ güvenceler vermesi gerektiÄŸine örnek olarak göstermiÅŸtir. Daha da ötesi, 29 Aralık 1922 tarihli oturumda Türk heyetinin Ä°stanbul Rum PatrikliÄŸi'nin yurt dışına çıkarılması konusunda direnmesi üzerine söz alan Yunanistan delegesi Caclamanos, müftüleri Müslümanlara seçtiren, baÅŸmüftünün de Ä°stanbul'a baÄŸlı olmasını öngören Atina AntlaÅŸması'ndaki hükümlerin bu durumda yürürlükte kalmasını kabul edemeyeceklerini söylemiÅŸ, fakat buna Fransız delegesi Laroche, konumuz açısından son derece önemli olan bir cevap vermiÅŸtir. Yapılması söz konusu olan AntlaÅŸma (Lozan) Yunanistan'ın ve Türkiye'nin daha önce doÄŸrudan doÄŸruya giriÅŸmiÅŸ bulundukları hukukî yükümlülüklerden hiç birini deÄŸiÅŸtiremez ve Konferans'ın bu çeÅŸit yükümlükleri kaldırmak ya da doÄŸrulamak yetkisi de yoktur.
 


‹‹‹ geri dön
Arşiv ››› 
 
  copyright © abttf.org
      Toplam : 1664406    Bugün : 13    Son : 2:03    Aynı anda : 13031
ABTTF
Bati Trakya Kesif Ziyareti, 19-22.09.2016, Gumulcine, Iskece ve Dimetoka
Avrupa Parlamentosu Geleneksel Azinliklar Intergrubunda Sunum, 14.03.2013, Strazburg
Bati Trakyaya Calisma Ziyareti, 25-30.01.2013
AP Geleneksel Azinliklar Intergrubunda Bati Trakya Turk Azinlıginin sorunu
Batitrakya Resimleri
Habitat2008
Specials
Teknoloji