Forum! New!


Facebook
Twitter

Hükümet-i Muvakkate

Rodop'ta Hükümet-i Muvakkate'nin Kurulması

Yukarıda iÅŸaret edildiÄŸi gibi Ayastefanos AntlaÅŸması sonrasında Osmanlı Devleti'nin elinden çıkan topraklarda Rusların ve Bulgarların idaresi altında kalmış olan Türkler, Ayastefanos AntlaÅŸmasını tanımadıklarını belirten eylemlere ve ayaklanmalara baÅŸladılar. AntlaÅŸmanın imzalanmasından kırk gün sonra, Rodop sıradaÄŸlarının kuzeyinde, Çirmen yakınlarında, Türklerle Kazak süvarileri arasında ilk silahlı çarpışmalar meydana geldi. Bundan sonra ayaklanmalar, bütün DoÄŸu Rumeli ve Rodop'larda birçok yere yayıldı. Rodop daÄŸlarına sığınan Türkler, önce Rus orduları BaÅŸkomutanı Grandük Nikola'ya baÅŸvurmuÅŸ, yapılan zulümlere bir son verilmesini istemiÅŸler, ancak bu müracaatler dikkate alınmamıştı. Süleyman PaÅŸa komutasındaki Türk kolordusu mensuları, Rus kuvvetleri tarafından yenildikten sonra, arta kalan Osmanlı askerlerini de aralarına alıp ellerine geçirdikleri birkaç topla kendilerini müdafaaya devam etmiÅŸlerdir. Rus kuvvetleri, Bulgar çeteleriyle birlikte ayaklanmaları bastırmaya çalışmış, arazinin elveriÅŸsiz olması nedeniyle baÅŸarılı olamamıştır. Türklerin ayaklanmaları ve mücadeleleri, Ruslar için büyük bir problem haline gelmiÅŸtir.




Bu mücadeleler devam ederken, Türklerin ileri gelenleri de yardım elde etmek amacıyla Babıali'ye baÅŸvurularda bulunuyorlardı. Türklerin milletvekilleri Abdullah Efendi ve Hacı Halil Efendi tarafından derlenen ve Trakya'lı milletvekilleriyle köy meclis üyelerinin imzalarını taşıyan bir muhtıra, PadiÅŸah II. Abdülhamid'e ve Ä°ngiltere'nin Ä°stanbul Sefiri Layard'a gönderilmiÅŸ, muhtırada "Rusya'nın Rumeli'ye tecavüzünden beri Ruslar ve onlara öncülük eden Bulgarlar, Türklere türlü eza ve cefalarda bulunmuÅŸlar,... akıl ve hayale sığmayacak, insanlığa yakışmayacak hareketlerde bulunmuÅŸlardır" denilmiÅŸti. Rodop Türkleri'nin Osmanlı hakimiyetinden hiç bir ülkenin hakimiyetine girmeyeceklerini, Rus ve Bulgar ordularına karşı kanlarının son damlasına kadar mücadelelerini sürdüreceklerini belirten Türk ileri gelenleri, Osmanlı PadiÅŸahından silah ve cephane istemiÅŸ ve bu cephanenin Rodop Türklerinin savaşı kazanmalarına yardımcı olacağını bildirmiÅŸtir. Ancak PadiÅŸah Rodop Türklerinin bu isteklerine karşı hiç bir yardımda bulunamamıştır. Rodop Türkleri ise mücadeleyi daha düzenli bir ÅŸekle dönüÅŸtürmüÅŸ, Osmanlı tarihinde ilk Türk Muvakkat Hükümeti'ni kurarak mücadelelerini siyasi bir organizasyon içinde sürdürmüÅŸlerdir.



Bu hükümet, bir kaynaÄŸa göre 16 Mayıs 1878, diÄŸer bir kaynaÄŸa göre ise 4 Mart 1878 tarihinde, Sultanyeri kazasının Karatarla köyünde kurulmuÅŸtur. Hükümetin dört kiÅŸilik bir kurucular heyeti (Ahmet AÄŸa Timirski, Hacı Ä°smail Efendi, Hidayet PaÅŸa ve Kara Yusuf ÇavuÅŸ) ve otuz kiÅŸilik bir Temsilciler Meclisi bulunuyordu. AÅŸağı yukarı dört milyon Türkün yaÅŸadığı bir bölgenin hükümeti durumundaydı.



Rodop Muvakkat Türk hükümeti Bulgar istilalarına karşı sekiz sene süreyle çetin bir savaÅŸ vermiÅŸ, Balkanları savunmuÅŸ olan Süleyman PaÅŸa ve Plevne kahramanı Gazi Osman PaÅŸa ordularının, silah ve diÄŸer mühimmatından yararlanmışlardır. Rus ve Bulgar istila saldırılarına karşı Rodopları baÅŸarıyla savunan Türk kuvvetlerinin sayısı, deÄŸiÅŸik kaynaklarda çok farklı olarak gösterilmiÅŸtir. Herhalde eli silah tutan bütün Türkler gerektiÄŸinde savaÅŸa katıldıklarına göre, zaman zaman, çeÅŸitli sahalarda kullanılan bütün Türk kuvvetlerinin sayısı onbinle yirmi, yirmi beÅŸ bin arasında tahmin edilebilir.



Osmanlı Devleti, birçok cephede uÄŸramış olduÄŸu ağır yenilgilerden sonra, DoÄŸu Rumeli'de Türklerin yürüttükleri savunmayı destekleyecek durumda deÄŸildi. Tamamen bölge Türkleri tarafından verilen bu mücadele sırasında, Rodop Türkleri, artan yaÄŸma, cinayet, soygun gibi eylemlerin önüne geçebilmek için direniyorlardı. Silahlı milis kuvvetleri, gerilla saldırılarıyla iÅŸgalci kuvvetlere ağır darbeler vuruyor, daha sonra daÄŸlara sığınıyorlardı. Rodop kahramanlarının başında bulunan Kara Yusuf ÇavuÅŸ ile Hidayet PaÅŸa (Ä°ngiliz asıllı Sinclair) ilk günlerde uyum içinde olmuÅŸ fakat sonraları Hidayet PaÅŸa'nın ayrılmasıyla Rodop kuvveyleri ikiye bölünmüÅŸtü. Mücadelenin kritik bir safhasında meydana gelen bu olay karşısında Rodop Türkleri yine bir baÅŸ altında birleÅŸmiÅŸlerdir. Bu mücadeleler sürerken Rodop daÄŸları Bulgaristan'ın Filibe ve Kırcaali ovalarıyla Batı Trakya arasında bir sınır oluÅŸturmaktaydı. Bulgaristan'ın kuzeyinden ve Romanya'daki Osmanlı hakimiyetindeki bölgelerden göç eden Türkler Rodoplarla bu daÄŸların güneyindeki Gümülcine, Ä°skeçe ve diÄŸer illere sığınmışlardır. Rodop Türklerinin milisleri savaşırlarken, bu göçler de devam etmiÅŸtir. Halk Bulgar ve Rus idaresinin tüm çaÄŸrılarına raÄŸmen silahlarını teslim etmemiÅŸ, milis kuvvetlerine katılmıştır.



Rodop Muvakkat Türk hükümeti bu mücadeleyi sürdürürken bir taraftan da Osmanlıların desteÄŸini saÄŸlamaya çalışıyordu. Ancak Osmanlı Deleti'nden yardım alamayan Rodop Türkleri, güçlerinin tükenmesi sonunda, yenilgiye uÄŸradılar. Yenilgide, aynı dönemde bölgede baÅŸgösteren kolera salgının da payı olduÄŸu, durumu daha da güçleÅŸtirdiÄŸi düÅŸünülebilir. O tarihlerde yıkılan köylerin harabeleri bugün Batı Trakya'da görülebilmektedir.
 


‹‹‹ geri dön
Arşiv ››› 
 
  copyright © abttf.org
      Toplam : 1664409    Bugün : 16    Son : 2:20    Aynı anda : 13031
ABTTF
ABTTF 30. Kurulus Yildonumu Kutlamasi, 03.03.2018. Giessen, Almanya
ABTTF 2014 Yil Sonu Ueye Dernek Ziyaretleri
29 Ocak Milli Direnis Gunu Anma Torenleri
ABTTF İftarı 2015
Dernek Ziyaretleri
ABTTF 18. Olagan Genel Kurulu, 23.02.2013, Gießen
Specials
Teknoloji